Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar

ÜŞÜMEK YAĞMURLARA

yagmuramstel

Yağmurlar yağıyor bir sonbahar sabahında yüreğime.
Islatıyor ve üşüyor yüreğim sevginin uzaklığında.
Vücudum seni andıkça hep titreyen o görünüşte heybetli görüntüsüne aldırmadan.
Seni düşündükçe hızla çarpan kalbime artık senden uzakta ev sahipliği yapmayı reddediyor adeta.
Berrak havalarda parlak gökyüzüne ve güneşe aldırmadan nefes alamadığımı hissediyorum adeta.
Dışarıda varlıklar yerli yerinde baktığında yaşam mükemmel gidiyor sanki.
Bir de gel gör ki iç dünyayı karanlık mahzenlerde yıllardır yalnız ve soğuk ta kalmış bedenler gibi üşüyor, titriyor mutsuz ve huzursuz.
Yaşam bu iki varlığın bileşkesi ise eğer bir bedende bu kadar dengesizlik yaratılan beden nasıl tepkiler verir bilemiyorum.
Karanlık ve soğuk mahzenlerde ben sensiz sevginle ısınıp yetinmeye çalışırken kimbilir sen hangi bölünmez rüyaların eşiğindesin.
Seni kıskanmıyorum, seni kıskanamıyorum çünki seni seviyorum.
Sevgi teslimiyet değildir elbet eğer karşıki yüzde kendini göremez ise.
Sevgi teslimiyettir elbet karşısında kendine sevgiyle bakan gözlerde, titreyerek dokunan dudaklarda kendini gördüğü zaman.
Tüm yaşanılası bu anlar için zor olan ikinin yan yana gelmesi ise eğer sormak lazım insanlara bu kadar kalabalık
ve bu kadar varlığına sarılmış insanlar ne işe yararlar.

AŞKIN HİKAYESİ

askin

Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış:
Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm diğerleri, Aşk dahil.

Bir gün, adanın batmakta olduğu, duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine hepsi adayı terk etmek için sandallarını hazırlamışlar. Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş çünkü mümkün olan en son ana kadar beklemek istemiş. Ada neredeyse battığı zaman, Aşk yardım istemeye karar vermiş.

Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde, geçmekteymiş. Aşk, “Zenginlik, beni de yanına alır mısın?” diye sormuş. Zenginlik, “Hayır, alamam.Teknemde çok fazla altın ve gümüş var, senin için yer yok.” demiş.

Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibir’den yardım istemiş. “Kibir, lütfen bana yardım et!”, Kibir “Sana yardım edemem, Aşk. Sırılsıklamsın ve yelkenlimi mahvedebilirsin.” diye cevap vermiş.

Üzüntü yakınlardaymış ve Aşk yardım istemiş: “Üzüntü, seninle geleyim.” Üzüntü “Of, Aşk, o kadar üzgünüm ki, yalnız kalmaya ihtiyacım var.”

Mutluluk da Aşk’ın yanından geçmiş; ama o kadar mutluymuş ki Aşk’ın çağrısını duymamış.

Aşk, birden bir ses duymuş. “Gel Aşk! Seni yanıma alacağım…” Bu Aşk’tan daha yaşlıca birisiymiş. Aşk o kadar şanslı ve mutlu hissetmiş ki, onu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl edememiş. Yeni bir kara parçasına vardıklarında, Aşk’a yardım eden yoluna devam etmiş. Ona ne kadar borçlu olduğunu fark eden Aşk, Bilgi’ye sormuş: “Bana yardım eden kimdi?” Bilgi “O, Zaman’dı” diye cevap vermiş. “Zaman mı? Neden bana yardım etti ki?” diye sormuş Aşk.

Bilgi gülümsemiş: “Çünkü sadece Zaman Aşk’ın ne kadar büyük olduğunu anlayabilir…”

Birtanem

avatar-731

Günler hızla geçiyor kısa ömür çizgisinde.
Ya sen geç kalmışsın dünyaya gelmeye ya da ben erken gelmişim dünyaya diyeli yedi yıl oldu. Bakıyım dedim yıllara şöyle bir bir…
İlk günün heyecanından son güne kadar sardılar etrafımı salmadılar beni.
Tek tek yaşadım günlerimi yeniden, keyifle ve heyecanla.
Her köşesinde sen kokan çiçeklerin ortasında buldum kendimi.
Kimi zamanlarda geçirdiğim yalnızlıklarıma inat elinden tuttum senin.
Gözlerine bakarak seni sevdiğimi söylemenin, konuşabilmenin en güzel yanı olduğunu hissettim yeniden.
Sarmaşık güllerine tutunup gezdiğimiz o güzel anları hatırladım.
Boş kalan çerçeveyi koydum önüme. Baktım içindeki resimlere, ben baktıkça doldu çerçevem, sonra başımı çevirince yok oluverdiler yeniden.
Akşam olunca zilini çaldım. Senin olmaya geldim. Dinledim o mırıldanan sesini çok şeyler anlatan gözlerinle ve nefesinle seslenişini.
Kıvrıldım dizlerine. Bir vücut oldum ellerinle sıkı sıkı kavuşarak seninle. Karıştıkça nefesim nefesine yoklukla malul oldum aniden. Sanki mum ışığında eridim zerafetinle.
O geceler bir bir geçtiler önümden, çevremizdeki anlamsız bakışlara hiç aldırış etmeden.
Kendime sordum defalarca yanlış olan nedir. Çok aradım yaratandan sordum yakardım nerede bizim yanlışımız ? Bulamadım yanlışımı. Yaşamı yaşanacaklardan alakoyacak olanı.!
Mutluluk nedir diye sordum ? Dağlardaki ceylanlar dedi ki; bulduğun ceylanı yanına alıp dünyayı gezmek dediler. En güzel ses kimdedir diye sordum ? bülbül dedi ki; sevdiğinin sesidir.
Kime sordumsa seni tarif etti elleriyle, gözleriyle ve sesiyle.
İşte aradan geçen zamanın özünde seninle olduğum günleri sevgiyle ve seninle doldurdum ben yaşamımda.
Bugünde o günlerden birisiydi, sensiz ama seninle… 
Ben bahtiyarım sen kalbimde olduğun sürece…

An Olur

7-2

An olur, deli sevdamın suskunluğunu yüklenirim bir başıma.
An olur, buluşur yüreklerimiz en masum sevda yollarında.
Umut ki, bitivermiş daha yolun en başında…
Ne yolumdasın ne yolsun sen bana…
Bilmezdim ışıksız yollarda umuda kavuşmanın yorgunluğunu,
Bilmezdim, umudun bir rengininde siyah olduğunu.

Gece olur, en parlak yıldıza takılır dalar gözlerim…
Gece olur, aniden kayar gider yokluğuna yıldızım.
Gölgen ki, düşüvermiş kalbime..
Ne yakınsın ne uzaksın sen bana.
Bilmezdim hayalinin aynalarda da konuştuğunu…
Bilmezdim, gözlerinin gökyüzünde de durduğunu.

Gün olur, buz dağından kopan bir buz parçası kadar soğuk,
Gün olur, ısıtır evrenimi güneşimin içime çizdiği ufuk…
Sevgin ki, yakıvermiş ateşiyle,
Ne sıcaksın ne soğuksun sen bana..
Bilmezdim sevginin de ateşten bir gül olduğunu..
Bilmezdim, gökkuşağınında çiçek gibi solduğunu.

Mevsim olur, damarlarımda dolaşan kan cehennem sıcağında kavrulur.
Mevsim olur, yüreğimde kopan fırtınalar kızgın çöllere savrulur.
Şefkatin ki, sarıvermiş ruhumu…
Ne ellerindeyim ne ellerimdesin sen bana
Bilmezdim yağmurun suyuda hasretiyle kuruttuğunu,
Bilmezdim, çölde gezinen yaralı bir ceylanı yüreğinden vurduğunu…

Neşe olur kahkahalarla ağladığıma güler geçerim…
Neşe olur, mutluluğu martıların sesinden dinlerim.
Gülümseyiş ki, dönüvermiş hıçkırığa içimde…
Ne yalansın ne doğrusun sen bana…
Bilmezdim bir gülümseyişin kadehlerde gözyaşı sunduğunu.
Bilmezdim, dudaklar gülümserken yüreğe kan dolduğunu.

Son olur, ayrılık heceleri bir bir kıyıya vurur…
Son olur, sözler biter şiirler nağme nağme konuşur.
Adın ki şiir oluvermiş dudaklarımda,
Ne aşkımsın ne canımsın sen bana.
Bilmezdim her aldığım nefeste ölümü soluduğumu,
Bilmezdim, canımsın dediğim minik kuşumun kafesinden kanatsız uçtuğunu…

SEN

a80

Sen bazen ağlayan yanımsın

Kimi gecelerde soğuk ve karanlığa bürünmüş

Kimi baharlarda açan çiçeğimsin

Mis kokulu çiçeklerin olduğu yerde

Bülbül sedası ile dünyaya neşe katmaya gelmiş

Kimi yazlarda sapsarı güneşin ısıttığı kumlara ayak basamazken

Dudakların susuzluktan çatladığı anlara serinlik veren

Kimi gecelerde çaresizlik içinde kıvranan bedenlere

Kimi güzel günlerde yanlızlığa inat koluma giriveren

Girdiğim girdaplarda halatım oldun bazen

Fırtınalarımda sığınacağım limanım

Kimi anlarım sana hüzün verdi belki

Kiminde ise şen kahkahalarla buldun beni

Yaşanmış ve yaşanacak ne varsa BİRTANEM

Sen hep vardın benimle çağırmadan gelen

İşte o beni yanlız bırakmayan gerçek güzellik

Benim için Sendin, SEN…

SEN ve Ben

penceremi aydınlatan ışık

Biliyormusun sevgilim ? seni sen olduğun için değil seninle birlikte olduğum da ben olduğum için seviyorum.

Seninle birlikte olduğumda ben kendimi buluyorum kaybolan yıllarımda. Kim olduğumu ? Nasıl yaşadığımı ve yaşamı nasıl bilinçsizce bir nefeste tüketmeye çalıştığımı anlıyorum ve irkiliyorum birden. O çok uzun gelen yılların içinde kocaman bir “hiç” in elimde kaldığını anlıyorum sensizlik anlarımı düşünerek. Boşluğun ne demek olduğunu içinde sarmal bir girdap gibi onunla dönerken anlıyorum. Hayatın renkleri olduğunu seninle yaşadığım duyguların içinde buluyorum. Annemi hatırlamayı, babama sevgi göstermeyi senin çağrılarında taçlandırıyorum bana yaşam veren vücutlara sahip olmanın manasını.

Nasıl bir varlıktır ki bu beni her eksiğimde bulup tamamlıyor?, nasıl bir varlıktır ki bu karanlıkta göremediğim şeyleri bir bir aydınlatıyor?, nasıl bir varlıktır ki bu kilometrelerce uzakta dahi olsa hep nefesimle yaşıyor? diye düşündüğümde senin eşsiz varlığına kazandırdığım anlam çıkıyor karşıma. Yaşamı cennet bahçesine çeviren, yaşamın karmaşasında bülbül sesini yaşamın içinde hissettiren, dokunduğum nesnelerdeki katılığa aldırış etmeksizin kalbimi yumuşatan, aldığım nefesi iliklerime kadar ulaştıran hep aynı şey, o senin sevgin…

Yaşama açılan pencerem oldun bu biçare gönülde. Yaşamı görmek için senin penceren, temizliğin, güzelliğin o kadar şeyler yansıttı ki bu yüreğe , camından süzülürken kırılıp yansıyanlar adeta bana zarar vermekten imtina ederek girdi yaşamıma. Bazen ben bile düşünemedim beni bu incelikte. Farkında olman o kadar büyük bir incelikte ki bana sahip olamadıklarımı anlatıverdi, hiç çaresiz kalmadan. Bu pencere olmadan yaşam düşünemedim hiç bir anımda artık seni tanıdıktan sonra.

Kimi yılgın gecelerde soğuğa ve karanlığa direndim seni yorgan gibi üzerime çekerek, kimi baharlarda kırlarda koştum kuşlar gibi özgürce seni nefesime doldurarak. Güneşin kavurucu sıcaklığına şükrettim senin varlığınla serinleyerek kimi zaman. Hüzünlendim yaşadıklarıma penceremi kapattım yaşama, içimde kimse anlamadan bazı zamanlarda ve seninle açtım yine penceremi sevginin uzattığı halata tırmanarak. Yanımda buldum gururlandığım zamanlarda seni hemen yanıbaşımda.

İşte sevgilim, kısaca ben kendimi buluyorum sen olduğunda. Anlıyorum yaşamı ve kendimi. Soruyorum kendime ben seni niye seviyorum? Yine kendime cevap veriyorum duraksamaksızın. Çünkü ben seninle olduğumda “BEN” oluyorum birtanem. Sensiz bir “BEN” yok artık bu yaşamda…

ANLADIM

Anladım 

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat okuyarak dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını anladım.
Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş
Çok acıttığında anladım..
Fakathakkedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil gerçeği gizlememekmiş marifet
Yüreğini avucuma koyduğunda anladım..
”Sana ihtiyacım var gel ! ” diyebilmekmiş güçlü olmak
Sana ”git” dediğimde anladım..
Biri sana ”git” dediğinde ”kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
Özür dilemek değil ”affet beni” diye haykırmak istemekmiş pişman olmak
Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur kaybedenlerin acizlerin maskesiymiş Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen beklemez sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş Emek ise vazgeçmeyecek kadar ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş…
CAN YÜCEL

Git Başımdan Bahar

bahar

Bu kaçıncı bahar
Bilmediğin kadar, içimde bir sen var
Kaç bahar geçti, büyüdüm sandım belki de büyüdüm
Kabul etmeyi bile öğrendim, ama yüreğimi susturmayı hala beceremiyorum…
Bu da böyle bir kabulleniş, görüp, bilip yinede susmayan cinsinden…
Yeniden gönül aklin önüne geçti, aklim parmaklarımın kontrolünü yitirdi
Ben gene bilgisayar başında oturdum, bir şeyler karalıyorum
Bu ne tur bir baş belasıdır ki, zaman bile kapatamıyor, daha ne kadar geçecek, ne zaman kurtulacağım
Neden hala sokaktaki herhangi biri sana benzeyebiliyor,
Neden ben sadece bana ait olan o içimdeki sevgiyi, kimselere veremiyorum,
Mutlu olduğum zamanlarda bile neden hala bir şey cız ediyor
Bir kahkahanın ortasında birdenbire dudağım bükülüyor, gözlerim dalıyor
Bu nasıl inatçı bir yürek ki hala dokunamadığı bir şeyi düşlüyor
Cevabı olmayan, akıl bulandıran, içini bunaltan sorular
Belki de yollayacağım bu saçmalıkları sana
Ama okunacak mı, beni şaşırtıp bir cevap gelecek mi yoksa gülünüp geçilecek mi bilemeyeceğim
En çok üzüldüğüm beni ben olarak göremediğin
Durmuyor ki ellerim, ben yazmıyorum bunları, benim inatçı yüreğim
Bir yanım kızıyor kendime yazarken bir yanım dinlemiyor, devam ediyor
Mantığı var mı sanki bunun, olsaydı baharlar yardım etmez miydi bana
Bahar çiçekleri gibi açıp, rüzgara karışıp gitmez miydim?
Ama hain baharlar, yalancıktan uçursa da başka yerlere gene tuttu da aldı getirdi hiç olmayacak olana
Biliyorum yok cevabın, olmayacak
Yada aslında var ve hatta herkes biliyor ama, şu baş belası gönül gene de konuşuyor
Evet evet tüm suç baharda… Yüreğimi konuşturan, dilini çözen,
Oyun oynamayı bilemeyen yorgun yüreğimi susturmayan baharda
Git başımdan bahar,
Yüreğimi rahat bırak, aklımı da, aklımın seninle uğraşacak zamanı yok ki
Bırak yüreğimi, sen değilmisin beni ben yapmayan, başımı hep belaya sokan
Arabesk edebiyatı yaptıran,
Yeter artik canim, yeter
Zamana ne zaman yenik düşeceksin…
Yoksa aynı şarkıyı mı çalacaksın bana
Ben hala deliyim, hala..

SEN

pencereden

Biliyorum,
Sen de uzaklarda beni düşlüyorsun,
Ben nasıl ki her nefes alışta sen oluyorsam,
Sen de her nefes verişinde ben oluyorsun;
Geceler boyu rüyalarımda sen
Damarlarımda kan kırmızı sen
Zifiri karanlık gecelerde hasretim sen
Varlık nedenim de sen
İnan bana şu dünyanın manası sen
Üzüleceğini bildiğim için, Söylemeyi hiç istemesem de, Ölümüne sevdiğim de sensin..

AĞLAMA YÜREĞİM

Ağlama Yüreğim 

Bir ses vardı beni kendine çeken.
Sonra bir yürek oldu çılgınca sevilen.
Hasret kanayan bir yaraydı sarılmayan.
Ağlama yüreğim sus ne olur ağlama.
Zaman en iyi ilaçtır bu yaraya.
Öyle bir sevda ki içimden atamadığım.
Öyle bir bilmece ki bir türlü çözemediğim.
Bu nasıl bir fırtınadır ki Allah’ım dindiremediğim.
Sus gönlüm sus ne olur ağlama.
Zaman en iyi ilaçtır bu yaraya.
Gurbetmiş, ayrılıkmış, ölümün bir diğer adı.
Tatmayan bilmezmiş yazık ki bu tadı.
Sabret gönlüm biter belki bir gün bu acı.
Şuna inan yüreğim, canım sevdam.
Zaman en iyi ilaçtır bu sevdaya.
Bir gün sarılacağım, ellerini tutacağım.
Hasrete, özleme, gurbete inat hayaller kuracağım.
Duyun dağlar, duyun taşlar, duyun yollar.
Sus gönül yaram sus be kara sevdam sus…
Zaman en iyi ilaçtır bu yaraya.
Bakmak isteyecek gözlerim, gözlerinin içine.
Sonra iki damla yaş düşecek umutların üstüne.
Hasretinle kavrulan yüreğimin, sevdamın üstüne.
Sabret be sevdam, sabret be canım, sabret be yüreğim.
Zaman en iyi ilaçtır bu hasrete bu sevdaya.
Sus be yüreğim sus ne olur kanama.
Zaman en iyi ilaçtır bu yaraya.

 

Eski Gönderiler »