
Yağmurlar yağıyor bir sonbahar sabahında yüreğime.
Islatıyor ve üşüyor yüreğim sevginin uzaklığında.
Vücudum seni andıkça hep titreyen o görünüşte heybetli görüntüsüne aldırmadan.
Seni düşündükçe hızla çarpan kalbime artık senden uzakta ev sahipliği yapmayı reddediyor adeta.
Berrak havalarda parlak gökyüzüne ve güneşe aldırmadan nefes alamadığımı hissediyorum adeta.
Dışarıda varlıklar yerli yerinde baktığında yaşam mükemmel gidiyor sanki.
Bir de gel gör ki iç dünyayı karanlık mahzenlerde yıllardır yalnız ve soğuk ta kalmış bedenler gibi üşüyor, titriyor mutsuz ve huzursuz.
Yaşam bu iki varlığın bileşkesi ise eğer bir bedende bu kadar dengesizlik yaratılan beden nasıl tepkiler verir bilemiyorum.
Karanlık ve soğuk mahzenlerde ben sensiz sevginle ısınıp yetinmeye çalışırken kimbilir sen hangi bölünmez rüyaların eşiğindesin.
Seni kıskanmıyorum, seni kıskanamıyorum çünki seni seviyorum.
Sevgi teslimiyet değildir elbet eğer karşıki yüzde kendini göremez ise.
Sevgi teslimiyettir elbet karşısında kendine sevgiyle bakan gözlerde, titreyerek dokunan dudaklarda kendini gördüğü zaman.
Tüm yaşanılası bu anlar için zor olan ikinin yan yana gelmesi ise eğer sormak lazım insanlara bu kadar kalabalık
ve bu kadar varlığına sarılmış insanlar ne işe yararlar.





