Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar

Aşk

askk

Dudaktan kalbe bir yolculuktur aşk, hayatınızda bir kez bu yolculuğa çıkabildiniz mi ?
Bu yolculuğa çıkmak insanın kendi elinde değildir; zamanını bilmediği bir anda almıştır biletini eline, hangi vasıta ile gideceğine karar vermekte zorlanarak, hayal kırıklığına uğramaktan korkarak, ürkerek ama yinede kendine güvenerek, başaracağına inanarak, cesur ve emin adımlarla başlamasını istediği bu yolculuğa çıkıverir aniden.
Sevgi doludur dudaktan kalbe uzanan bu zorlu yolculuk, hüzün verecek engelleri aşmak için mücadele vererek yola devam edilir, ilk engel hafif kalır sonrasında gelecek olanların yanında, belkide basit sayılacak kadar hafiftir kimbilir.
Her kilometresinde ayrı bir hüzün bekler sevgiliyi kalbine ulaştıracak bu yolculukta, en önemlisi bu engellere sabredebilecek mangal gibi bi yüreğe sahip olabilmelidir yolcu ki dayanabilmelidir hazırlıksız ve tek başina çıktığı bu beklenmedik yolculuğa ve mücadeleye.
Nice aşk hikayeleri, efsaneleri anlatılır yıllar ötesinden günümüze kadar gelen rivayetlerle, her birinin kendine özgü bir yolculuğu vardır yine dudaktan kalbe. Ve aşılan zorlu engeller büyüdükçe, büyür bu sevdalar gözümüzde; Mecnun’ un Leyla’ sı için çöllere düşmesi, Kerem’ in Aslı için dağları delmesi umut olmuştur bu yoldaki her yolcuya.
Kendinizi bu yolda bulduğunuzda başkalarının yolculuğu sevdası hafif gelir size, en uzun, en zorlu, en sevdalı olan sizin yolculuğunuzdur.
Kimi zaman uçarcasına geçer yıllar yollar sevinçle, kimi zaman engellere takılır zaman gecmez olur, yüreğe bir acı çöreklenir, kimi zaman da macera doludur heyecanlandırır, yürekler çırpınır kuş misali.
Aşk yolunda çıkılan bu maceralı yolculukta en önemli amaç varılması gereken son durağa en kısa ve en güvenli şekilde ulaşabilmektir.
Duygu yoğunluğunda çıkılan bu yolculukta herşey mübahtır sevgiliye varabilmek için, dudaktan kalbe inebilmek için ama çok uzun ve engebeli bu yolda ruh yorgun düşer mücadeleden, son durağa yaklaşırken yanlızlığının daha çok farkına varır, başaramayacağı korkusu arttıkça etrafındaki herşeyde sevgiliye özlem duyulan hatıralar canlanır, şiirlerde, şarkılarda, karanlık gecelerde parlayan yıldızlarda, yağmur sesinde, çiçek kokusunda, gözlerden süzülen iki damla yaşta saklı bulur sevdasının izlerini, derin acılarla kıvranırken bulur kavrulan yüreğini, o an kalbine sığdıramadıgı sevgisini haykırmak ister ama susması gerekir, bir sır olarak saklaması gerekir ömür boyu, işte o zaman başlar asıl yolculuk, sabırla er geç sevgiliye kavuşma arzusuyla yanarak son durağa doğru ilerler yorgun ayaklar, bu yol aşkın yoludur, mücadelenin yoludur, kalpte sevgiliye ayrılan yerde başkasına yer yoktur, bekler sabırla sevgili elbet bir gün kavuşacaktır, ulaşacaktır son durağa, özlediği, beklediği umut ettiği sevgilinin onu beklediği son durağa.
Dudaktan kalbe bir yolculuktur aşk, İlk durağı gözlerdir bu yolculuğun, Son durağı söz dinlemeyen yürektir!…

Seni Sevdi Yüreğim

 

ask

Sevdi seni yüreğim,

Gökyüzünde kanat çırparcasına,

Umursuzca,

Dünü yok sevgimin,

Belki yarını da,

Bugünü yaşıyorum aşkım,

Senin kollarında uçarcasına,

Sesim titriyor sesine,

Gözlerim muhtaç gözlerine,

Yüreğim susuz kalıyor,

Bir gün görmesem yüzüne,

Ellerim sıcaklığını arıyor ellerinin,

Dünü yok sevgimin,

Belki yarını da,

Hezanım bayram oluyor sen gelince,

Dünya ters dönüyor sen sevince,

Sana tutuldum sarhoş oldum,

Yok oldum eridim ateşine,

Sakın isteme benden,

Su dökemem bu ateşe,

Sevdim bir kere ölesiye,

Razıyım yanmaya cehennem ateşinde,

Sonu olmayan sevgimle ama sensiz!…

Dünü yok sevgimin,

Belki yarını da…

SEN

chichi

Sen aşksız geçen dünüm, sen yaşanmamış bugünüm ve takvimlerde bekleyen yaşanacak yarınımsın.

Unutulmayacaksın Asla !

candlesflame

Ne yazılmalı ki silinip gitmesin, ne söylenmeli ki unutulup bitmesin.
Sessizlikle başlayan bir hikaye bu. Eğer başladığı gibi bitecekse sonu, yaşanan her ne varsa sil, gitsin.
Hayallerde gerçek gibi yaşarken seni,  umutlarda bitti bir zaman, sevgiler de.
Seni seviyorum çünkü ne zaman şiir okusam, mısralarından sen akıyorsun, gözlerimden yaşlar süzülüp resmine damlıyor, sessizlik sararıyor içimde, susuyorum.

Tam buldum dediğin anda kaybetmek nedir bilir misin?
Atılmışlığı hissettiğin oldu mu?
Hayaliyle yaşamayı ezberledin mi?
Delicesine sevdiğin ama onun da seni sevdiği halde çekip gittiği o anı hiç yaşadın mı ?
Onun eksik yanlarını bile sevebildin mi ?
Terkedilişe ilk defa görüyormuş gibi baktın mı hiç ?
Elvedasız ayrılıklar acıttı mı içini ?
Göz kapaklarına inat, uyumadığın oldu mu gecelerce ?
Sadece mum ışığının aydınlattığı odanda onu düşündüğün oldu mu saatlerce ?
Ellerin onsuz kaldığında üşüdün mü ellerine hiç ?
Duyuyorum susuyorsun, yine susuyorsun, tıpkı o zamanki gibi !

Seni seviyorum çünkü hergün biraz daha tükenirken herşey, benliğim sesizce tirediğinde ben susuyorum. Bir an elinden tutuyorum, biran sonra belkide tamamen elimden kayıp gitmiş oluyorsun, anlayamıyorum.Yine sensiz kalıyor kollarım,
yine ıslanıyor gözlerim. Yaşamam için tek nedenimdin sen. Binlerce sebep vardı seni sevmem için yüreğimde taşıdığım.

Seni seviyorum çünkü yaşanacak bütün imkansızlıklarda sen varsın. Biryerlerim acıyor durmaksızın. Sessizliğin çok şey söylese de bazen susmanda incitir beni. Bilirim, belkide en iyi ben bilirim ki, susmasını bilmek, bildiğini söylemekten daha zor. Bir uçurum gibi derinleşen sessizlik, bizi birbirimizden ayırdı bile. Yenildik dostluğumuza, zamana,   yalnızlığa, yenildik işte ! Sinsice sardı sensizlik, böyle birdenbire, ansızın… ve ben hala unutmam gerektiğini söyleyenlere inanmıyorum.

Hissettiklerimi söylemektense dost kalmayı, seni sensiz yaşamaktansa susmayı tercih ederim. Senin beni olduğum gibi kabul etmen fikri bile beni mutlu edebilecek kadar güzel ve asil!

Seni seviyorum çünkü sen benim siyah beyaz dünyamı renklendiren o çok az şeyden birisin. Sensiz her andan korktum, korkuyorum. Alıp gitme ellerini, alıp gitme gülüşlerimi, götürme düşlerimi. Sen benden gittin gideli öyle bıktım ki sensiz kendimden.

Seni seviyorum çünkü hala birşeyler var vazgeçemediğim. Ben herkes için şiir yazmazdım, bu hep tuhaf gelmişti. Fakat şimdi senin için şiir yazmamak tuhaf geliyor. Bu yıllarca sürecek ve de hiç dinmeyecekmiş gibi düşünürken görüyorum ki anlamını yitiren birşeyler var aramızda.

Seni seviyorum çünkü tam herşeyden vazgeçmiştim ki, karanlığımın perdesini yırttı ellerin. Ama yine direndik sessizliğe, hala konuşulmadan kalan öyle çok şey varki !  “Sustuğun yerde birşeyler kırılıyor”

Nasıl söyleyeceğini sende bilmiyorsun besbelli.. Susman gerekiyor diye susuyorsun belki de, dostluğumuz için..
Kalbim sendeyken her adımda, aklım sendeyken her dakika, unutmadım,
unutamadım işte ! …

Sen asla unutulmayacaksın…

Giderken Yüreğimi Bana Bırak…

ert45denez

Yüreğime dokunan yüreğin bütün benliğimi kor kor
yakacak ve içli bir kemanın tellerinde dile gelen nağmeler gibi yüreğim
çaresizce sızlayacak.
Birbirinden uzak iki farklı şehirde kaderin zaman ve mekân dinlemeden
birbirine yaklaştırdığı yaşamın tüm zorluklarına inat kendimize sevda
dolu küçücük bir dünya yaratmış iki candık biz.
Sevdik, Sevildik, Beraber ağlayıp beraber güldük.
Ne çok şey paylaştık seninle yan yana olamasak bile.
Bil ki! Çok sevdim seni…
Varlığına hasret bırakan yokluğunu sevdim
Göremediğim gözlerini dokunamadığım tenini öpemediğim dudaklarındaki tebessümü sevdim. Seninle üzülmeyi seninle sevinmeyi sevdim… Her sabah yokluğunla harmanlanan günü yaşamayı sevdim. Gecenin kör bir karanlığında adını haykırarak kan ter içinde uyanmayı üzerime yağan yağmuru tenimi bıçak gibi kesen soğuğu sevdim.
Seni sen olduğun beni ben yaptığın için sevdim.
Yanımda olmadığın her bir gün için bir tohum ektim yüreğime ve şimdi
binlercesi yeşile bürünebilmek için senin gelişini beklemekte…
Biliyorum Söylemiştin. Geleceksin! Ve Geldiğinde yüreğimi esir edip yüreğine tekrar gideceksin.
Olsun senden gelecek ne varsa razıyım. Yeter ki gel…
Geldiğinde yüreğime ektiğim her bir tohum filizlenerek bir orman misali
tüm bedenimi kaplayacak ve yeşilin getirdiği huzura kavuşan yüreğim
yaşamak var olmak nedir tekrar anlayacak.
Umudumu bağladığım karanlık yollar aydınlanacak güneş bir başka doğacak
Ve işte o gün aynı toprağa ayak basıp aynı yollarda yürüyeceğiz aynı
iskeleye oturup martılara el sallayacağız Gün batımında sevdamızın
rengi gibi kızıla bürünen ay denizin karanlık sularında söndürüp
yıldızları avucumuzda kaydıracağız
Sonra
Sonra acı son tekrar başlayacak ve sen yine gideceksin.
Biliyorum bu gelişler ve gidişler hiç bitmeyecek
Yüreğime dokunan yüreğin bütün benliğimi kor kor yakacak ve içli bir
kemanın tellerinde dile gelen nağmeler gibi yüreğim çaresizce
sızlayacak. Tüm bedenim alev alev mahşer yeri gibi yanacak sevdadan
yana ne varsa kül olacak ve toz duman bütün bedenime savrulacak.
Uğruna adadığım gençliğim
Aklıma her düştüğünde göz pınarlarımdan süzülen siyah inci taneleri
Hasretinle yanıp kavrulmuş bedenim
Sevmelerin sevişmelerin
Sensizken içime gömdüğüm sessiz çığlıklarım
Seni beklerken zamana esir olmuş dakikalarım hepsi senin olsun
Kirpiklerimde asılı kalan yaşayamadığım sevdamın hatırına
Yokluğuna dayanabilmem pranga giymiş bedenimi avutabilmem ve son
nefesimi verirken bile adını haykırabilmem için hasretine tutsak olmuş
yüreğimi
Sen giderken bana bırak sevgini !…

rty456denez

Sevmek…

Dile kolay, kalbe ağır duygu.
Hatırlıyor musun ansızın çıkıp gelerek nasıl da yüreğime taht kurduğunu.

Ayrılıklar… Hüzünler… Gözyaşları…
Hepsi zalimce birer birer gelip yüreğimin başköşesine oturmuşlardı. Hayat, simsiyah bir tüle sarılmış açılmayı bekleyen bir hediye paketi gibi önümde durmaktaydı.

Hüzün yüklü karabulutların hızla yüreğimi kaplamaya çalıştığı bir zamanda, inatla girdin kararmaya yüz tutmuş dünyama…

Kilometrelerce uzaktan, bambaşka bir şehrin, değişik havasıyla, taşıyla, toprağıyla…
Umutlarıyla Şiirleriyle Farklı yaşamı ve sevdalarıyla her şeyden
önemlisi sevgi yüklü, sıcacık yüreğiyle geldin.

Karanlık bir girdabın içinde sürüklenmekteyken, tüm sevginle ve gücünle çekip çıkardın. Yaşamı yeniden sevmeme, hayata yeniden bağlanmama sebep oldun. Bu yüzden sevdim seni.

Öyle farklıydın ki, yüzyıllardır kapağının aralanmasını, içindeki gizemin
keşfedilmesini bekleyen kara kaplı bir defter gibi görmekteydim seni.

Ben bu defterin kapağını ilk açtığımda, dokunmakta olduğum simsiyah ve sert yüzünün aksine, bembeyaz sayfalara yumuşacık bir yazıyla yazılmaya çalışılmış kocaman bir ömür gördüm.

Neler yoktu ki içinde, ayrılıklar, ümitsiz bekleyişler, kederler Mutluluk
getiren sevinçler, gözyaşları Yarınlara gülümseyerek bakan sevmeler…
Daha neler… Neler…

Kara kaplı deftere yazılmış, her bir cümle, yüreğime gemici düğümleri misali açılmamacasına, düğümlüyordu seni.

Günüm seninle başlıyor, gecem seninle bitiyordu… Sesini duyduğum zaman yüzümdeki goncalar gül misali açılıyor, dünyam seninle dönmeye
başlıyordu…

Yolda yürürken, arabayla giderken, yemek yerken, insanlarla konuşurken, kısacası nefes aldığım her an, konuştuğumuz her cümle, anlattığın her şey, söylediğin her güzel söz beynimde yankılanıyordu.

Ben sensizliği bile seninle yaşıyordum Bu yüzden seviyordum seni.

Hatırlarmısın?
Gökyüzünden aynı beyazlığın yeryüzünde iki farklı şehre yağdığı
bir sonbahar günü, Kadir Gecesinde aramıştın beni… Nöbetteydim, bu
soğuk havada sesin içimi ısıtmıştı, bu yola baş koyalım dedik. Biz
birbirinden kilometrelerce uzakta, iki candık…

Konuşmaya başladık, konuşma uzadıkça, dışarıda olanca hızıyla esen rüzgâra aldırmadan, park ettiğim arabanın içinde, ayaklarımı hissetmekte
zorlanana dek, sense soba yanmayan buz gibi bir odada soğuktan
parmakların buz tutana kadar konuşmuştuk. Yaşamın her hali gelip
geçmişti telefon tellerinden…

Hiç kimse, yağan yağmur altında kulağıma senin gibi sözler söylemedi.

Hiç kimse bana senin baktığın gibi bakmadı

Hiç kimse beni, senin sevdiğin gibi sevmedi

Ve hiç kimse ama hiç kimse yüreğinin sıcaklığını bana senin kadar hissettiremedi.

İşte, o gecede,
ne dışarıda yağan yağmur, ne de aradaki mesafeler bana tamam
demene, beni sevebileceğini söylemene engel olamamış, o ana kadar hiç
kimse beni senin kadar mutlu edememişti.

Sevdan bana yakıştığı için, sevdam sana yaraştığı için seviyordum seni…

Sana kavuşmak, seni sevmek kadar yasak ve imkânsızdı Ben sadece olabilme ihtimallerini sevdim.

Ben kara kaplı bir defterin, bembeyaz sayfalarını sevdim Beyaz sayfalarsa kendisine dokunan her eli

Ben sana âşıktım Sense aşka Ben seni seviyordum Sense mevsimleri

Gelen her mevsimin kendine özgü bir güzelliği vardı, bu yüzden sen, sevemedin sadece beni…

Sen, baharda açan her bir gül tanesini sever gibi sevdin, yeni gelen her sevgiliyi…

Baharla her gelen sevgili için, unutup, sildin beni…

Bil ki! bir ben silemedim yüreğimden seni…

Çünkü ben seni UNUTMAK İÇİN SEVMEDİM Kİ…

 Ben ve gecelerim 

 

Daha kaç geceler böyle sessiz, böyle sensiz yaşayacağım?..

Bilmiyor musun ki ey yar, beni ne çok mahvediyor uzaklığın, ne çok bölüyor kalbimi kalbin…

Bir gece daha başlıyor…

Önümde upuzun yaşayacağım bir gecem, bir karanlığım daha var.

Saatlere, saniyelere gireceğin; damarımdaki kanıma kadar işleyeceğin bir gecem daha başlıyor…

Bir gecem, bir sevdam daha başlıyor ama yazık ki gözyaşları ma giren olmayacaksın yinede.

Beni artık acılarımla baş başa bıraktı ağlamalarım. Gözyaşlarım bile beni terketti.

Sen geldiğinden, sen olduğundan beri tüm herşey beni terketti.

Ben de tükettim onları zaten.Evet artık geceleri uyuyamıyorum.

Karanlıklar başlar başlamaz başlıyor kalbimin ağlamaları.

Önceleri onları dinlemeye, onlara ses vermeye çalışıyordum.

Farketmiyormuşum gibi davranıyordum. Sırf o karanlık geceyle yüz yüze gelmemek için.

Biliyordum o yalnızlığı yaşamam gerekiyordu. Bir insan arıyordum yanımda, geceyi bana unutturacak.

Onun iyi, güzel ve çirkin olması da önem taşımıyordu.

Yeter ki olsun yanımda.Olsun ki gece üzerime üzerime gelmesin.

Yanımda birini görüp vazgeçsin benden.Veya yanımda birileri olsun da unutayım istiyordum SENİ.

Biliyordum ki geceyle yüz yüze kaldığım zaman “Sevda” dışında bir şey olmayacaktım.

Sonra, sonra bu dönem de kayboldu. Yalnızlığı arayan, yalnızlığa özlem duyan oldum.

O karanlık gecelerin ıssızlığına gömülmekten kaçamaz oldum.

Çünkü onlar da seni buluyordum. Çünkü bana gündüzlerin veremediğini veriyordu geceler SENİ…

Gündüzlerde yoktun, aydınlarda yanımda yürüyen değildin. Ama geceleri öylemiydi?…

Geceleri yüreğimde yürüyordun ve ben adımlarında yaşayandım. Artık uyuyamıyorum.

Hem de hiç mi hiç Ne kadar çabalasam da olmuyor.

Bir garip ağırlıkla kah seni bekleyerek kah gelmeyeceğinden emin olarak geçiriyordum saatleri.

Seni yaşıyordum. Gecelerde yüz yüze kalıyorduk seninle.

Gece vefalı, fedakar bir anne gibi kucağına alıyor beni sabaha kadar götürüyordu.

Zaman akıyormuy du, geçiyor muydu bilen değilim. Hiçbir zaman da bilen olmadım.

Bu yaralarla, bu kanıma işleyen aşk yangınlarıyla sabaha nasıl kül olmadan varabiliyordum? Bilmiyorum gerçekten.

Yanmaktan ateş olduğum bu gecelerde beni tüketmeyen neydi? Sevgin mi?

Beni evirip çevirip kora getiren söndürmeyen neydi?

Bağrımdaki yangından neden yok olmuyordum?

Beni sabaha vardıran gecelermiydi yoksa? Geceler Benim gecelerim……

Senin gecelerin… Seni  yaşadığım Geceler.

Gönlümde bir derin yarasın sen!

Bu gecelerde de çok şey istedim bir şeyler yapabilmeyi.

Elime çoğu kez kalem kağıt alıp seni yazmayı istedim. Olmadı ama.

Kalbim seninle öylesine doluydu ki her hareketim sönük kalıyordu.

Ben çaresizliği kapılıp gidiyordum.  Ne yaptığımı bilmiyordum.

Saatlerce, saatlerce oturup seni düşünüyordum.

Kalbimde bastırmaya çalıştığım duygularıma ilk olarak geceleri  yaşama hakkı veriyordum.

Herkesten gizlemeye çalıştığım o korları gecelere çıkartıyordum sanki.

Gecelerden saklamıyordum hiçbir şeyi.  

Gecelerle paylaşıyordum, ve geceler sarıyordu beni.  

Beni alıp sensizliğin okyanusunda boğmuyordu.

Beni sensizliğin zirvesinde, en uç noktasında aşkın sonsuzluğuna götürüyordu.

Artık bu geceleri sevmeye başlıyorum. Bana seni getiren geceler…..

 “Benim gecelerim onlar….

Benim senlerim benim yalnızlıklarım, benim aşklarım diyebildiğim gecelerim.”

Evet artık uyuyamayan, ağlayamayan gözlerime ağlamıyorum.

Gecelerimi de feda ediyorum sana.

Gündüzlerde söyleyemediklerimi gecelerde haykırıyorum.

Ve uçsuz bucaksız seviyorum seviyorum  SEVİYORUM.

Artık uyuyamıyorum, evet. Uykular haram oldu bana senden sonra.

Hem nasıl uyuyabilirim ki? Gözlerin var artık gecelerimde, senin gözlerin senin karanlık gözlerin…

Hiç görmediğim gözlerin….

Sanıyorum ki artık sana yalnız ben değil, geceler de vurgun!

Beni böylesine koynuna alışı, karanlığında bunca aydınlatması neden?

Evet sen öyle güzel, öyle güzelsin ki, geceler de seni sevdi.

Öyle ki sana ihanet edip de seni  yaşamıyormuşçasına uyumaya, gözlerimi yummaya  çalıştığım zaman hemen giriveriyorlar içime ve seni getiriyorlar bana.

Gözlerimi öyle bir açıyorlar ki bir dahasına kapayamıyorum bile….

Ve ağlayabilmeyi diliyorum bazı geceler.

Bunu gecelerden sonsuza diliyorum.

Ağlasam, doyasıya hıçkırırcasına ağlasam belki seni bir parçacık olsa unutur ve kendi içime gömülür birazcık gözlerimi yumabilirim diye düşünüyorum.

Sabahları uykuda yakalayan olmaktan çıkıp, sabahları uykuda bulunan olmak istiyorum.

Bunun için istiyorum ağlayabilmeyi.

Sana olan özlemimi, içimde bir dağ kadar ululaşmış hasretini belki bir parça dindirebilirim diye düşünüyorum.

Belki seni birazcık gömebilirim de yüreğime, rahatlarım diye umuyorum olmuyor.

Ağlamaya çalışıyorum, ağlamalarım bana isyanlar ediyor.

Geceler bana bu isteğimi vermiyor. Ne zaman ağlasam yalnızca ve yalnızca bir iki gözyaşı olup alıyorsun gözlerimde.

Gözlerimde donan birkaç damla yaş oluyorsun, o yaşları da sarıyor geceler.

O yaşlarla birlikte alıyor yanına geceler beni…

Geceler unutmamı istemiyor seni, geceler bana ihanet ediyor.

Geceler senden yana sevdiğim, geceler seni yaşamamı  istiyor. Sözümü dinlemiyor…..

Güneşi özlediğim oluyor arada bir.

Yeter diyorum bunca yıldızla arkadaş olduğum.

Seni  unutup da yıldızları gördüğüm anlar olursa tabii.

Beni  böyle gördükleri zaman anlamıyor insanlar.

Nasıl böyle saatlerce kalabildiğimi sorup duruyorlar.

Böyle tüm dünya uyku içindeyken benim nasıl karanlığın içinde  bakışlarımı dayattığımın sırrını anlamıyorlar.

Ve onlar bilmiyorlar ki içim bir kordur…

Tüm dünya, tüm tabiat susmalarda ve uykulardadır belki ama benim yüreğimde gizlenmektedir tüm  dünya…

Ben içime tüm insanları, tüm milyarları almışım. Farkında değiller.

Herkesi ve her şeyleri sığdırmışım içime.

Bir sen sığmıyorsun, bir seni sığdıramıyorum kalbime, bilmiyorlar…

Ve senin uzaklığın ve senin gece kadar olan uzaklığın…

Bana öyle uzak öyle yabancısın ki sevdiğim, seni senden istemeye korkuyorum.

Geceleri bu yüzden seviyorum.  Seni sevmeme engel olmuyor, seni bana getiriyor…  ve seni gecenin karanlığında  buluşumdandır seni gündüzleri istemeyişim.

Evet sevdiğim  bana her şeyden ve herkesten uzaksın.

 Herkesin yaşamına giriyor, her şeyi paylaşıyorsun insanlarla…

Ama bana gelmiyorsun.  Ama ama sitem bile etmiyorum…  

Sana söyleyecek söz bulamıyorum.  

Söyleyecek bir şeyler arasam ve bulsam biliyorum geceler alır onu elimden, dilimden de.

Sana söyleyeceklerimin hesabını yapsam sabahlar buna izin vermez.

Ve ben seni  yaşıyorum. Olsa olsa sana “BU SEVGİYİ YAŞA” diyebilirim.

“Gel birlikte yaşayalım” demeye dilim varmaz.  

Geceler bunu bırakmaz yanına.

Kaybettiğim değilsin.

Ben seni hiç yitirmedim.

Çünkü içimde taşıdığımdın hep.

Benden bir parça oldun sen. Ben kendimi yitirmediğim sürece sen de kaybolmayacaksın.

Evet, seni anlamakla, seni yaşamakla, seni sevmekle geçirdiğim bu gecelerde, sabahladığım bu gecelerde, benden çok uzaklarda bulunan sana uykularında bir rahatlık veriyorsa sevdam, ne mutlu bana.

Gecelerim…“Sarın yaralarımı geceler” demiş bir şair..

Beni bu geceler mahvetti desem haksızlık mı ederim onlara.

Beni sen mahvettin desem yalan olur bu.

Ama beni bu geceler, geceleri de bana musallat eden sensin.

Senin sevdanla başladı gecelere sevda yazmam.

Sevda masalı okumam bundandı.

Ben bu gecelerde tüm karanlıkları dağıtabilirim.

Bana hüzünlerini, bana acılarını ver sevdiğim.

Ver ki senin acılarını da ortak edeyim gecelerime.

Ver ki gecelerle kavgalı olayım.

Şimdi seni getirdikleri için onlara ses bile çıkarmıyorum.

Sen    yaşadığımsın, yaşatanımsın. Sevdamsın sen…

Belki ben anlatamıyorum ama geceler bu sevdaya şahittir.

Çünkü artık onlarda bu aşka ortak oldular.

Belki benden bile çok seviyorlar seni.

Ben seni hiç mi hiç gözlerimle bitirmek istemedim.

Ve gecelerin içinde, gecelerle birlikte hep sevdim seni…

VE HEP SEVECEĞİM…

Ne kadar birlikte olamayacağımızı bilsem de Ben ve Gecelerim Hep seveceğiz seni…

Sizden Saklı

Gelmediniz, ben hep sizi bekledim
Eksilen yanlarımla
Sizden saklı eskidim

Her şeyden önce aşk verilmiş bir sözdü benim için
Gün, ay, saat, hafta; takvim işi zaman yani
Aldıkça dönemeçleri değişmedi hiçbir şey
Yalnızca ufuklar yeniledim

Kaç gönülden oluşmuş bir şeydi aşk
Her sevgiliyle biraz daha
Biraz daha sizden saklı eskidim…

Ertelenen Sevdalar

Ertelenen sevdaların
Bedelini ödemiyor yaşam
O zaman şimdi, sımsıkı tutup yüreklerimizi
Bir kez daha yitirmemek için geleceği
Suskunluğu boz manın zamanı gelmedimi
Özlemek yetmiyor
Özlemleri sıraya koymak gerek
Hikayenin bu yerinde
Varsayımlar üzerine kurulan gelecekte
Eğilmeden bükülmeden varabilmek için hedefe
Kaçakcısı olmadan duyguların
Yakalaya bilirsek birlikteliği
Bu günde bizim yarın da…

PUPA YELKEN

pupa 

DEMİR ALDIM LİMANDAN,
YÜKÜM SEVDAN, SEBEBİM SENSİN,
MUTLULUĞA ÇEVİRDİM ROTAMI,
SEVGİN DOLDURDU YELKENİMİ,
BİR BİR GEÇTİM DANTEL KIYILARI,
BAKTIKÇA SENİN ZARİF TENİNDİ,
SÜZÜLDÜM MASMAVİ UÇSUZ BUCAKSIZ DENİZİNDE,
UÇUYORUM GÖKYÜZÜNDE KANAT ÇIRPAN MARTILAR GİBİ,
YÜKÜM SEVDAN, SEBEBİM SENSİN,
GÜNEŞİN ISITIYOR İÇİMİ,
SUSUZLUĞUMU GİDERDİ SEVGİN,
ANLAMINI HİSSETTİ ELLERİNDE ELLERİM,
EŞLİK ETTİ DENİZİN DİBİNDE DERİN GÜZELLİĞİN,
YOK ETTİ BENLİĞİMİ,
BENDE GÖRÜR OLDU HEP SENİ…
BİLİRMİSİN AŞIĞI OLDUM BEN O DENİZİN,
MÜPTELASIYIM ARTIK SENİN, SEVGİNİN,
TEKNEM, KIYILAR, MARTI VE DENİZ
HEPSİ SEN , SENİN GİZEMLİ GÖZLERİN…
DOLDURUM VARLIĞINI YÜREĞİME,
YOL ALIYORUM PUPA YELKEN,
TUTUN BANA ÖMÜR BOYU,
BEN DÜNYAYI SENDE GEZERKEN…
SENDE BENİMLE GEL EY GÜZEL !

« Yeni Yazılar - Eski Gönderiler »